![]() |
![]() Seri İlan
![]() ![]() Video Galeri
Gösterim: 13077
![]() Gösterim: 27275
![]() Gösterim: 18645
![]() Gösterim: 22989
![]() Foto Galeri
İzlenme: 76969
![]() İzlenme: 56643
![]() İzlenme: 36680
![]() İzlenme: 34088
Ankara Hava Durumu ![]() |
|||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||
|
Fahri doktora Ünvanı verildi
Çiçek'e, ''kamu yönetimi ve siyaset alanındaki başarılı çalışmaları''ndan dolayı fahri doktora unvanı verildi.
23 Subat 2012, Perşembe 09:21
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ´´Biz, toplum olarak bir kısım sorunların
çözümünde çok kestirme yol ve yöntem bulmada çok maharetimiz var. Konuyu
kanunla çözüyoruz. TBMM kanun fabrikasına döndü bir ülkede bu kadar
kanun çıkması iyi bir şey değildir´´ dedi. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, TBMM Başkanı Çiçek´e, ´´kamu yönetimi ve siyaset alanındaki başarılı çalışmaları´´ndan dolayı fahri doktora unvanı verdi. Törende siyasete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çiçek, siyasi yaşamından kesitler aktararak, Kastamonu´ya görevli olarak yaptığı bir ziyarette yaşadıklarını anlattı. Kastamonu´da ülke meselelerini konuştukları bir ortamda, ´´yaşlı, aksakallı, güngörmüş, geçirmiş bir insanın, ´efendi esas mesele gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemektir´´ sözünü kullandığını, kendisinin de daha sonra bu sözü sık sık kullandığını ifade eden Çiçek, şunları söyledi:
´´Bana göre, siyaset gömleğin ilk düğmesini, doğru iliklemektir. Bunu
doğru iliklemezsek ondan sonraki düğmelerde düzen tutturamazsınız, yaka
bir tarafa paça bir tarafa gider. Şimdi siyasette de her konu için düğme
farklıdır ama böyle bir yaklaşımda siyasetin ilk düğmesini şöyle
anlıyorum ben; uzlaşma da bunlardan bir tanesi. Siyaset bir rekabettir,
siyaset bir husumet değildir ama günümüz tartışmalarına bakarsanız adeta
bir kan davası hiddetinde ve şiddetinde bir siyaset sürdürülüyor. Bunun
da bu ülkeye çok fazla bir faydası olmaz. Bunu söylemek gibi bir
sorumluluğum var. Dolayısıyla, siyaseti rekabet olarak millete hizmet
üretmek, milletin işlerini görme, milletimize, devletimize en büyük ve
en iyi noktaya getirme noktasında bir çaba, bir gayret içinde olmamız
gerekiyor. Buna tek başına bizim gücümüz yetmez. O zaman güçlerimizi
birleştirmemiz gerekiyor. Rekabet ederseniz, bu imkan olabilir, kalite
gelir. Ama husumet içinde siyaset yapılırsa bu toplumu huzursuz eder. Bu
siyasetin getireceği ne vardır diye baktığımızda, son yüzyıl içinde
çaba, gayret bunlara biraz da ışık tutacaktır.´´
Birileri bir şey yaparken, kim ne söylerse söylesin, soruna kenardan
bakmak yerine çözümün bir parçası olmak, bir noktası olmak, bir virgülü
olmak zannediyorum doğru bir yoldur. Türkiye, siyasetçiyi içinden
geçtiği süreçte de böyle sıkıntılarla, böyle süreçlerle karşı karşıya
bırakıyor. Gömleğin ilk düğmesi siyasette çözümün parçası olmaktır bana
göre. Bu manada da Türkiye´de her gün neredeyse böyle bir tercih yapmak
gibi, karşı karşıya kaldığımız durumlar oluyor. Söylenecek çok şey var.
söylemek istediklerimi söylemekte zorlanıyorum.´´ ´´Biz, toplum olarak bir kısım sorunların çözümünde çok kestirme yol ve yöntem bulmada çok maharetimiz var. Konuyu kanunla çözüyoruz. TBMM kanun fabrikasına döndü bir ülkede bu kadar kanun çıkması iyi bir şey değildir. Çok net ifade ediyorum bu kadar çok kanun çıkarmaya gerek yok. İkincisi her ihtilafı yargı yoluyla çözmeye çalışıyoruz ya da çözdüğümüzü zannediyoruz. Ben daha evvel yaptığım bir konuşmada şunu söylemiştim. Demokratik toplum aslında geniş bir ailedir, her sorunu mahkemede çözmek kanunla çözmek yerine demokrasi ile sabır ile hoşgörü ile saygı ve açık görüşlülükle çözmek çok daha kalıcı çözmektir. Kanun çıkararak çözdüğünüzü zannediğiniz bir kısım sorunların daha büyük bir çapta bir süre sonra karşınıza çıktığını ben kendi hayatımda çokça gördüm bu konuda da kendi hayatımdan birçok misal veririm. Biraz sabırlı olup, biraz birbirimizi anlayabilseydik, biraz diyalog biraz karşılıklı görüşme deneyebilseydik, daha kalıcı bir çözüme o sorunları kavuşturabilirdik. Zannediyorum, gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemek diyorsanız düğmelerden bir tanesi de budur. Her konuyu kestirme çözmek yerine, ki çözmüş olmuyoruz, daha kalıcı çözüme kafa yormak icap ediyor.´´
Siyasetin tecrübe ile yapılan bir iş olduğunu ancak siyasetin bilgisini
öğrenmek gerektiğini ifade eden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü: Çiçek, ´´rahmetli anam benim çok erken yaşta konuşmaya başladığımı söylerdi bir yaşımı ikmal etmeden... Dolayısıyla o günden bugüne kadar ömrüm hep konuşmakla geçti´´ sözleriyle başladı. Siyaset girdikten sonra bazen günde 3-5 kez, gece yarılarına kadar işinin gereği konuşmalar yaptığını anlatan Çiçek, ama ilk defa bugün bir şeyleri söylemekte zorlandığını, dinleyenlerinin konuşmalarında bir insicam, fikri tutarlılık bulamayabileceklerini dile getirerek, ´´Bunu heyecanıma bağışlayın lütfen´´ dedi.
Gazi Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Rıza Ayhan´a, Gazi üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mithat Üner´e,
üniversite senato üyelerine, öğretim üyelerine, hatırlayan, hatıralatan
tüm dostlara yürekten teşekkür ettiğini söyleyen çiçek, ´´keşke
bugünleri rahmetli annem ve babam da görebilseydi. Ailem burada bugün
bizim için gerçekten önemli onurlu bir gün. Bu onuru bize yaşatanlara
huzurlarınızda teşekkür ediyorum´´ dedi. Ailesinin bir kısım fertlerinin de salonda olduğunu kaydeden Çiçek, ´´Keşke anam ve babam da burada olabilseydi. 40 dönüm taşlı tarla yarısı toprağı olan bir ailede, 7 çocuk, 11 nüfus ve lise son sınıfı bitirene kadar soğuk kuyu lastikten başka bir şey de görmemiş bir insan olarak Cumhuriyetin bize neler kazandırdığını da anlayabilmek, cumhuriyeti demokrasiyi içimizden gelerek rahmetle anabilmek adına benim hayatım bu manada soğuk biri örnektir diye düşünüyorum´´ diye konuştu.
Çiçek, şöyle konuştu: Siyaset fedakarlık istiyor sadece sizden değil eşinizden çocuklarınızdan yakınlarınızdan fedakarlık istiyor. Bazen sizin yüzünüzden onların hırpalandığı olur. İtham edildiği olur, acı çektiği olur, sıkıntı çektiği olur onun için aile siyasette en büyük destektir. Ama benim ailemin bana verdiği en büyük destek bütün bunlara ilaveten siyasetin kirli ortamında hiçbir işe bulaşmadan tertemiz bugüne kadar da kalabilmiş olmalarıdır. İnşallah bu işi noktaladığımızda bu sayfayı böylece kapatmış oluruz. Bunun ne kadar önemli olduğunu yakın siyaset tarihimizde hizmetlerini saygıyla andığımız insanların yakın çevrelerindeki ve ailelerindeki bir kısım yaşanmış olayların o insanları da ne büyük sıkıntıya soktuğunu hatta yaptıkları bunca hayırlı hizmetleri o maceralar o skandallar o olumsuz bir kızım gelimeler sebebiyle nasıl gölgede bıraktığını ve onları nasıl bir açıya sevk ettiğini de yakından görmüş insanlardan birisiyim. Onun için aileyi bu manada önemsiyorum.´´dedi. Konuşmasında siyaset zor bir iş olduğuna işaret eden Çiçek, ´´Hele hele alt yapısı olan bir siyaset yapacaksanız. Bu çok daha zor bir iş. Belli zorlukları belli sıkıntıları daha baştan kabullenmek gerek. Çünkü siyasetin bilinmeyeni çok, bileşeni çoktur, değişkeni de çoktur´´ dedi.
Çiçek, şöyle konuştu: ´´Ömrümün bir kısmı sağ yumruğumu sıkmakla geçti. Karşımızda da sol yumruğunu sıkanlar vardı. Sağ yumruk, sol yumruk. Sonra baktık ki iki yumruğu kaldıranlar da kaldırtanlar da başkaları... Sorumluluk taşıyıp devlette görev başı yapmaya başlayınca neden bu yola gittik. Burada rahmetle anmam lazım ben siyasetin yumruk sıkmak değil, el sıkmak olduğunu Rahmetli Özal´dan öğrendim, o günden beri el sıkmaya çalışıyorum.
İşte uzlaşma dediğimiz de budur. Öteki bir çıkar yol olsaydı, ömrümün
bir kısmında bu bir itiraf olarak da kabul edilebilir, bayağı yumruk
sıktık, kuvvetli de sıktık ama hiçbir sorunu çözemedik. Sorunu
çözemediğimiz gibi, bizi belki cahil de bıraktılar. Bizi Türkiye
gerçeklerinden de kopuk bıraktılar. Ama ne zaman ki o insanla tanıştım,
farklı fikirlerde, farklı düşüncede olanlarla birlikte ideolojik
tartışmalar yerine gücümüzü, enerjimizi, bilgimizi bir havuzda toplayıp
sorunu birlikte çözme gibi bir imkanı ben 1983´den itibaren bulmaya
başladım. Bugün geldiğim nokta 1983 evveli ile tam tersi olan bir
noktadır. Bu da taşıdığımız tecrübelerden. Peki bu neden böyle oluyor
diye baktığımda onun da sebebini şöyle görüyorum. Kullandığımız zaman
milletin zamanı, harcadığımız para, koltuk milletin. Kullandığımız yetki
de millete ait. Dolayısıyla millete ait yetkileri kullanırken bir şeye
dikkat etmemiz gerekiyor. Bir ideolojik çatışmaların içinden geldiğimiz
için olaylara hep ideolojik açıdan baktık. Benim fikirlerim,
düşüncelerim yanlışsa değiştiririm. En azından kabili münakaşa
fikirlerdir. Bir siyaset adamı için en zayıf noktanın ideolojik körlük
olduğunu düşünüyorum. Olaylara ideolojiler açısından bakmanın getirdiği
sıkıntılar olarak görüyorum, yaşadıklarımızı. Siyaset adamı elbette
belli bir ideali var. Nedir o ideal derseniz şu ideoloji, bu ideolojiden
ziyade benim idealim, benim ideolojim ben bu millete mensubum, böyle
bir millete mensup olmaktan dolayı da Allah´a hamd ediyorum. Bu millet
büyük ve güçlü bir millet, büyük zaferleri kazanmış tertemiz kültürü
olan bir millet. Böyle bir millete mensup olmak, bizim için bir iftihar
vesilesidir. Bunu her yerde söylemeliyiz.´´ ´´Tecrübe ve tecrübe-i bilgi. Bizim toplumumuz kadar da tecrübeyi gözardı eden, özellikle siyasetçiler arasında, kendi yaşamadığı sürece başkasının yaşadıklarından ders çıkarmayan bir siyaset zümresi var Türkiye´de´´ diyen Çiçek, şöyle devam etti:
´´Kendim de bu işin içerisinde olarak ifade ediyorum. 1950 öncesi CHP
hükümetlerinde İçişleri Bakanlığı yapmış Mehmet Emin Erişirgil, bir gün
diyor; ´Karaköy´den Kadıköy´e gidiyorum vapurla. O zaman malum köprüler
yok. Karşıdan karşıya ulaşım vapurla oluyor. Elimde Mehmet Akif´in
Safahat kitabı var. Orada vapurda hiç tanımadığım birisi geldi bana
yaklaştı, dedi ki, bula bula bu softayı mı buldun, dedi. Sonra altına
not düşüyor diyor ki; benim zamanımda, benim yaşadığım dönemde her
mektepli tabiri- ona ait- ´züppe´, her genç için de yaşlının adı ´softa´
demek... Ki, bir dönem züppe ile softa arasında Türkiye bir itişip
kakışma yaşadı. Sonra çok partili hayat, ilerici gerici sağcı-solcu... Türkiye´nin siyaset tarihi bir suçlamaların tarihidir. Bu suçlamalar bize çok şey kaybettiriyor, bizi yoruyor, enerjimizi tükettiriyor. Birbirimizi anlamaya, belli bir noktada güç birliği yapmaya, işbirliği yapmaya engel teşkil ediyor. O nedenle söylemek istediğim şey şu ki, yüzyıllık bu geleceği terk etmemiz gerekiyor. Eğer yeni bir sayfa açılacaksa, yeni bir anayasa yapılacaksa, Türkiye modernleşmesini daha ileri bir noktaya götürecek, cumhuriyetini, demokrasisini ve bunların kazanımlarını daha kalıcı kılacaksa, yapması gereken şey çok zor bir şey belki, kendisinin haklı olduğu kadar başkasının da haklı olabileceğini kabul etmektir.
Elbette, şu, şu, şu gerekçelerle benim söylediklerim doğrudur. Ama
´karşı tarafın da söylediklerinin dikkate alınması gereken yanları
vardır, üzerinde düşünülmesi gereken yanları vardır´ tarzındaki bir
siyasi olgunluğa hepimizin erişmesi gerekiyor. O zaman Türkiye bugün
karşılaştıkları sorunların, yaşadıklarının çok önemli bir kısmını
yaşamadan aşabilir.´´ Haber:Abdullah Ortaç/Ankara Haberin Kaynagi; "Abdullah Ortaç-Ankara "
|
||||||||||||||||